| |
Çorum’un kuzeyinde bulunan ilçemiz, Kızılırmak üzerinde
Osmanlı döneminin önemli bir ulaşım noktasında yer
almaktadır. Günümüze eski mimarlık ürünlerinden çoğunu
yitirmiş olarak gelebilmiştir. Kentteki eski sit dokusunun
ortadan kalkmasında Kızılırmak fay hattı boyunca meydana
gelen depremlerin etkisi çok olmuştur.. Gerçekten Osmancık
son elli yıl içinde dört-beş kez deprem geçirmiştir. Bu yol
boyu, daha çok Bizans sonrası dönemde, Anadolu’nun
kuzeyinde, sahile koşut dağların güney yamaçlarından geçen
Avrupa-Asya ulaşım damarının önemli bir geçidini oluşturur.
Bu nedenle de ilk çağlardan başlayarak önemli bir
yerleşim merkezi olmuştur. Roma ve Bizans çağında Osmancık
“Pimolisene” adıyla bilinen bir merkezdi. Kasaba,
gidiş-gelişi denetleme altında bulundurma, vergi gümrük gibi
hususların sağlanabilmesi için “müstahkem” hale
getirilmiştir. Bu amaçla ırmak kenarındaki eski kentin
kuzey-doğusundaki kayalıklar kale görevini üstlenmiştir. Bu
dönemlerden kalma kale surları, günümüzde de
görülebilmektedir. Kale kentin, su ve öteki gereksinimlerini
karşılamak amacı ile yapılmış olan ve ırmak kenarında
sonuçlanan bazı tünel ve kuruluşlar arkeolojik araştırmalar
için ilginçtir. Anadolu'nun Selçuklu Türkleri tarafından ele
geçirilmesi sırasında, Osmancığın ne zaman ve nasıl Selçuklu
ülkesine katıldığı bilinmiyorsa da, Selçuklu devri Feodal
idaresi döneminde, Sivas,Tokat ve Kastamonu’nun alınması
sırasında, Osmancık da Danişmendli ülkesine katılmıştır.
Danişmentlileri izleyen Selçuklu egemenliğinden sonra,
Osmancığın Osmanlı ülkesine katılması, XIV.y.y. sonlarında
(1389), Yıldırım Bayezid tarafından olmuştur.
Bazı yayınlarda “Osmanlı Devletinin
kurucusu Osman Gazi’nin burada doğması şehre Osmancık adının
verilmesine neden olmuştur” şeklinde bilgiler yer
almaktadır. Osmancık kentini, ırmağın sağ kıyısından
içerlere doğru uzanan kaya kitleleri, kale ve ırmak
üzerindeki 15 gözlü köprü simgeleştirir.
|
|