|
 |
|
|
Abıca
|
Amca. |
|
Acuk
|
Yabani elma. |
|
Ağız (
ağuz) |
Doğurup süte gelen hayvanın ilk günlerindeki
koyu sütü |
|
Akpakla
|
Kuru fasulye
|
|
Akran
|
Aynı yaşta olan. |
|
Alagün
|
Güneşli, az bulutlu hava. |
|
Alağun
|
Alabildiğine bağırarak ağlamak. |
|
Annaç
|
Karşılık. |
|
Apalama
|
Çocuğun
emeklemesi
|
|
Ardılmak
|
Yük olacak biçimde yerleşmek |
|
Ayrıksı
|
Normal insandan ayrı biçimde
davranan,ayrıcalıklı. |
|
Aşene
|
Mutfak. |
|
Atlampa
|
Dört nala koşma |
|
Ayakcak
|
Yürüteç. |
|
Aydaş
|
Alabildiğine zayıflamış bebek. |
|
Aze
|
Organ. |
|
 |
 |
|
Bağırdak
|
Beşikte yatan çocuğun düşmemesi için bağlanan
örtü. |
|
Bağırtlak |
Vara yoğa gereksiz yere bağıran. |
|
Bakraç
|
Bakır veya çinkodan yapılmış kova. |
|
Balak
|
Kedi köpek ve manda yavrusu. |
|
Banma
|
En büyük bakır kazan. |
|
Bayaktan
|
Az önce. |
|
Bedürük
|
Eğrilmek için temizlenerek rulo yapılmış yün. |
|
Belemek
|
Bebeğin uyuması için yapılan işlemlerin tümü. |
|
Bellemek
|
Öğrenmek. |
|
Belertmek |
Kötü bakış eleştiri veya korkutmak amacıyla
bakmak. |
|
Berçi
|
Mavi göz. |
|
Bertilmek |
Adale zedelenmesi. |
|
Bıldır
|
Bir yıl öncesi. |
|
Bidilik
|
Çok küçük ceviz. |
|
Bizeğel
|
Kısa bir süre sonra. |
|
Börtmek
|
Haşlanmak,tam pişmeme durumu. |
|
Büküzümü
|
Böğürtlen. |
|
Büşürgeç
|
Pişirgeç,yufka pişirmede kullanılan alet. |
|
 |
 |
|
Cancak
|
Yemek yerken imrendirme eylemi. |
|
Capcuk
|
Söz eylemlerinde tutarsız olan. |
|
Caşdak
|
Oturaksız,üstüne düşmeyen işlere kalkışan. |
|
Caydak
|
İçi boşalmamış eşya. |
|
Cılk
|
İçi kokuşmuş. |
|
Cımbak
|
Gövdesi çıplak. |
|
Cımb
|
Bir salkım üzümdeki küçük dalcık. |
|
Cınbüzük
|
Olmadık şeyden etkilenip,ağlayıp sızlayan. |
|
Cıngar
|
Olay çıkarma. |
|
Cırtcılı
|
En sonuncu. |
|
Cızıkdama |
Nedensiz yere olumsuz yere davranış,sızlanma. |
|
Cibik
|
Köşe. |
|
Civretmek |
İnsanın etini aşırı derecede bükerek acıtmak. |
|
Cocili
|
Neş’e yaratan,dili tatlı çocuk. |
|
Comba
|
Burulmamış genç manda. |
|
Çalmaç
|
Fasulye domates gibi sebzelerin ağması için
dikilen dal parçası. |
|
Çapar
|
Güneşe bakamayacak denli sarışın kaşı kirpiği
beyaza yakın renkte. |
|
Çapıla
|
Terlik gibi arkası basık,hafif yaz ayakkabısı. |
|
Çaynik
|
Çaydanlık. |
|
Çekme
|
Topraktan yapılmış derince kap. |
|
Çemkirme
|
Yüze gelme,karşısındakine azarlar gibi yanıt
verme. |
|
Çeten
|
Saman taşımak için kalınca dallardan yüksekçe
örülerek kağnı üstüne yerleştirilen araç. |
|
Çiğit
|
Çekirdek. |
|
Çildağım
|
Darmadağın yerlere saçılmak. |
|
Çimke
|
Hayvanların topuklarının biraz üstünde ayak
kısmına değin olan kısım. Hayvanın “paça” pişirmede kullanılan
bölümlerinden. |
|
Çimmek
|
Yıkanmak. |
|
Çini
|
Bakır veya çinkodan yapılmış küçük tepsi. |
|
Çintermek |
Yoğun bir dikkatle bakmak. |
|
Çişdik
|
Tam gelişmemiş çocuk veya insan. |
|
Çıbartma
|
İnce bir çubukla vurulması sonunda vücutta
duyulan sızı. |
|
Çoğlu
|
Genellikle pekmez yaparken,kazandan şıranın
alınmasında kullanılan, büyük ve derince saplı bakır kap. |
|
Çon
|
Vücudun basen kısmı. |
|
Çot
|
Bacak arası. |
|
Çöğdürçüş |
Tahterevalli. |
|
Çömçe
|
Pekmez kaynatırken,hem pekmezi karıştırmada,
hem de yüzüne gelen “kef” denilen köpüğün alınmasında kullanılan
uzunca saplı,azıcık çukurca bakırdan yapılmış araç. |
|
Çördük
|
Yabani armut. |
|
Çöçdürüm
|
Kural dışı davranışlar. |
|
 |
 |
|
Dalap
|
Büyükbaş dişi hayvanın çiftleşmeye hazır
duruma gelmesi. |
|
Dallampa
|
Değneğin meyve düşürme amacıyla havaya
fırlatılması. |
|
Dangadan
|
Beklenmedik anda ani olarak yapılan bir eylem
veya söylenen birsöz. |
|
Daşık
|
Kendi varlık ve benliğini abartan kimse. |
|
Densük
|
Kendisini kural dışı gibi gösteren kimse. |
|
Deydaha |
İşte
orda |
|
Dikolta
|
Dekolte, yarı çıplak. |
|
Dingildemek |
Yerinde dururken nedensiz yere kımıldanmak. |
|
Dorukmak
|
Çağrısız konuk olarak yerleşmek. |
|
Döbelenmek |
Debelenmek,yere yatıp gelişigüzel yuvarlanmak. |
|
 |
 |
|
Eci
|
Kız kardeş. |
|
Eğrek
|
Uğrak yeri,toplantı yeri. |
|
Elevay
|
Beceriksiz,elinden iş gelmeyen. |
|
Ellem
|
Her halde. |
|
Ellik
|
Eldiven. |
|
Emen
|
Oyun oynarken odak yeri kabul edilmiş olan
yer,Sebze için ekim ve dikime hazırlanmış yer. |
|
Emme
|
Ama, Fakat |
|
Ersün
|
Teknedeki hamuru kesmeye ve ele bulaşan
hamurdan eli temizlemeye yarayan,saplı ve yassı demirden alet. |
|
Essah
|
Gerçek,sahi. |
|
 |
 |
|
Fakırdamak |
Çok
kaynamak. |
|
Fatmacık
|
Gül
hatmi çiçeği. |
|
Felenga
|
Tepesi
üstü. |
|
Feşel
|
Yaramaz. |
|
Filke
|
Musluk. |
|
Fışkı
|
Kokuşmuş
nesne. |
|
Fırdolayı |
Bir
şeyin tüm etrafı. |
|
Firik
|
Büyüme
aşamasını tamamlamamış tavuk yavrusu,piliç. |
|
Forşumak
|
İyice
gevşemek. |
|
 |
 |
|
Gadder
|
Derecesi
sert. |
|
Gadimi
|
Sürekli. |
|
Geğeleme
|
Bebeklerin konuşmaya başlama aşamasından öncesinde çıkarttıkları
sesler. |
|
Gak
|
Olgun
meyvelerden kesilerek hazırlanan hoşaflık. |
|
Gakırdak |
Kıkırdak |
|
Gapcalık
|
Kapların
konulduğu yer. |
|
Gasit
|
Kasten,
bir amaca yönelik davranış. |
|
Garangut
|
Kararmaya yüz tutmuş. |
|
Garçin
|
Bir
çeşit kundura. |
|
Gartal
|
Bir
çeşit kuş,
Yumurtalıkları çıkarılmış erkek manda. |
|
Gaşmer
|
İnsanlar
arasında gülünç duruma düşen. |
|
Gatık
|
Katık,
Yağı alınmış yoğurt |
|
Gebelek
|
Rahatsızlıktan kaynaklanan şişkin karınlı. |
|
Gerük
|
Kenarları gerilerek büzüşmüş. |
|
Gıynak
|
İç
cevizin bölümlerinden biri. |
|
Gıytırık
|
Gelişi
güzel,kötü düzenlenmiş. |
|
Girellik
|
Kiler. |
|
Gidişmek
|
Kaşınmak. |
|
Gobel |
Erkek
Çocuk |
|
Gongak
|
Kırılan,içi çıkarılan cevizin parçalanmamış durumu. |
|
Gopça
|
Altındaki parçasında deliği olan düğme. |
|
Gölbez
|
Kedi
köpeğin yavrusu. |
|
Gökpakla
|
Taze
fasulye. |
|
Göynek
|
Gömlek. |
|
Göynümek
|
İç
geçirmeye yüz tutmak. |
|
Gubarma
|
Kabarma,bir çekişme veya dövüş hazırlığı içinde karşısındakini
sindirme çabası. |
|
Gubur
|
Foseptik
çukuru. |
|
Gudde
|
Salgı
bezi, İçinden pazarlıklı. |
|
Gümbe
|
Uzaklardan su veya sıvı taşımada kullanılan bakırdan yapılmış altı
geniş üstü dar araç. |
|
Günücü
|
Kıskanç. |
|
Günülemek |
Kıskanmak. |
|
 |
 |
|
Halleşe
|
Düğünlerde hep bir ağızdan ilahi söyleme. |
|
Hapaz
|
Avuç. |
|
Harpuçlamak |
Bir şeyi
avuçlayıp avuçlayıp bırakmak. |
|
Hedik
|
Aşure. |
|
Herbi
|
Oyunda,
gelecekte doğabilecek sonucun bir kezlik geçersiz sayılacağını
bildirmek. |
|
Hımbıl
|
Kendisini bırakma hali,uyuşuk davranan. |
|
Hımılık
|
Burnundan ve genzinden konuşma. |
|
Hıngıldama |
Ağlar
gibi yapma. |
|
Hınıs
|
Eli
sıkı. |
|
Hırlı
|
Yararlı,doğru,dürüst,iyi. |
|
Hirk
|
Ekime
hazırlanmış,sürülmüş toprak. |
|
Hiykirmek |
Soğuk
suya girme veya üstüne su sıkılma durumlarında içini çekerek bir ses
çıkarmak. |
|
Holazan
|
Boş söz
, değersiz söz. |
|
Hoşurdak
|
Ağzını
şapırdatmak. |
|
Hozan
|
Uzun
yıllar ekilmemiş toprak. |
|
Höröleme
|
Üstüne
çullanma. |
|
Hörelembeç |
Cırcıvık
,akıcı, elde avuçta durmayan. |
|
Hözmek
|
Mısırın
tanesiz koçanı. |
|
Huysukmak |
Alışkanlık haline getirmek. |
|
Hüdü
|
Topaç. |
|
Hüşgü
|
Gübür. |
|
Hüşümlenmek |
Yalnızken, olaylarda korkuya kapılmak. |
|
 |
 |
|
Ilıncak
|
Salıncak. |
|
Imsık
|
İnsanlar arasındaki sözlere, sohbetlere
katılmadan,sessizce oturan kimse. |
|
Irıplı
|
Gerçek dışı,çok abartılı. |
|
Irıltım
|
İşe yaramayan, önemsiz eşyalar. |
|
Irıssuz
|
Huysuz,sorunlu kimse. |
|
Işıdı
|
Aydınlandı, Kendini çok önemseyen, kendini
olağanüstü gören. |
|
İbibik
|
Hüt hüt kuşu. |
|
İcot
|
İcat edilmiş. |
|
İğdiş
|
Hadım, yumurtalıkları çıkarılmış. |
|
İdiklemek |
Süt veren hayvanların sağılmasından önce,
sütünü memelerine indirmesi için,memelerinin okşanması. |
|
İl
|
Yabancı. |
|
İlistir
|
Süzgeç. |
|
İmroh
|
Sulama suyunun bekçisi. |
|
İşlik
|
İç gömleği, iş için giyilen gömlek. |
|
İti
|
Tatlı. |
|
İttiba
|
Uyum, İlk Önce |
|
 |
 |
|
Kapcalık
|
Mutfak kaplarının konulduğu yer. |
|
Kanruk
|
Balgam. |
|
Kelek
|
Olmamış meyva, kavunun küçüğü,olmadan evvelki
hali. |
|
Kemüre
|
Gübre. |
|
Kenef
|
Tuvalet. |
|
Kendürük
|
Un elerken, hamur yoğururken,unun yerlere
geçmemesi için,teknenin ve ekmek yapılan “yaslağaç”ın altına
serilen,terbiye edilmiş, tabaklanmış sığır derisinden yapılmış
yaygı. |
|
Keperük
|
Suyu çekilmiş meyve. |
|
Kepüç
|
Küçük ve yukarı kalkık burun. |
|
Kerç
|
Nisbet yapma. |
|
Kevrankökü |
Yerelması. |
|
Kevük
|
Pekmez sucuğu yapılırken kullanılan ağaçtan
yapılmış çatal. |
|
Kezek
|
Sürülmüş tarlada tümüyle ezilmemiş toprak
parçası. |
|
Kıskıcı
|
Aşırı derecede tutumlu. |
|
Kikirdemek |
Gülerken, kahkahadan daha az ses çıkarmak. |
|
Kiren
|
Kızılcık. |
|
Kirimek
|
İnatlaşmak. |
|
Kirtik
|
Bütünün kullanım sonucu elde kalan en küçük
parçası. |
|
Kitibiyoz |
Kıvımsız eli sıkı. |
|
Küfük
|
Cevizin küçüğü. |
|
Kümsümek
|
Pas gibi kokma,kokuşmadan önceki durum. |
|
Küre
|
Pekmez yapılan yer. |
|
Kürelemek |
Toptan kötülemek. |
|
Küştek
|
Her işe burnunu sokan, her zaman öncülük yapma
çabasında olan. |
|
Küylek
|
Kova. |
|
 |
 |
|
Löküs
|
Lüks,
Lüküs
lambası. |
|
Lamçi
|
Yağmurdan korunmak için keçeden yapılan giysi. |
|
Lapçin
|
Bir çeşit kundura. |
|
Lığlama
|
Bir selin veya nehrin kenarlara taşması veya
bir başka yere akması sonucu tortu ile doldurulması. |
|
Löllös
|
Biçimsiz ve kaba saba. |
|
 |
 |
|
Mada
|
Yemek için istek. |
|
Mahrama
|
Ev dokuması peşgir. |
|
Mandik
|
Topuklara dek uzanan, paçası daracık uzun don. |
|
Mayukdamak |
Üzüntü anında kedi gibi ses çıkarmak. |
|
Mayyoğ
|
Akılsız kaba saba adam. |
|
Meğersememek |
Önemsememek. |
|
Medine
|
Baca kenarındaki delik. |
|
Memişane
|
Tuvalet. |
|
Merziman
|
Merdiven. |
|
Mırmırık
|
Keyifsiz durum. |
|
Momucuk
|
Çok korkunç nesne. |
|
Muşutlamak |
Bir sırrı ortaya yaymak. |
|
Mülenbah
|
Bulaştırma,karıştırma. |
|
 |
 |
|
Nasibet
|
İlgi. |
|
Nasibetsiz |
Doğru dürüst ilişki kurmayan,münasebetsiz. |
|
Naşapa
|
Bir çeşit su kabı,maşrapa. |
|
Neğseri
|
Çok soğuk. |
|
Noğay
|
Yedekte duran. Özellikle at
arabacıları,arabayı çeken atları yanına boş bir at
bağlarlar;yokuşlarda o atı kullanırlar ki,bu ata noğay denir. |
|
Norbat
|
Sözleri ve davranışlarıyla çok kaba insan. |
|
 |
 |
|
Oğmaç
|
Hamurla yapılan bir tür yemek. |
|
Oklağaç
|
Oklava. |
|
Oynaş
|
Erkek ve kadının nikahsız,geçici sevgilisi. |
|
Öğse
|
Yanmış odun veya kömür parçası. |
|
Öllük
|
Bebeklerin altına konulan toprak. |
|
Örüsger
|
Rüzgar. |
|
Öveleme
|
Parmaklar arasındaki ezme. |
|
Özemek
|
Sözü aşırı derecede uzatmak,ince eleyip sık
dokumak. |
|
 |
 |
|
Pakla
|
Bakla. |
|
Palaz
|
Kekliğin yavrusu. |
|
Payalı
|
Kendine süs veren, kendisini olağanüstü gören. |
|
Paysınmak |
İnsanları küçük görmek,kendine süs verip çalım
satmak,insanları önemsememek. |
|
Pazvalt
|
Bekçi. |
|
Penek
|
Basık,yassı. |
|
Pevrede
|
Salça,
Marmelat |
|
Pına
|
Tavukların
uzağa gitmemesi için ayağına takılan ağırlık. Çarık ve ayakkabının
tabanı |
|
Pırtı |
Giyim Eşyası |
|
Pinemek
|
Tavuğun akşamleyin yatması. |
|
Pinlik
|
Pinenecek yer, kümes. |
|
Pirpirik
|
Şüpheci,evhamlı. |
|
Piyik
|
Bir bütünün en küçük parçası. |
|
Potura
|
Pudra. |
|
Pöçük
|
Keçinin kuyruğu ( yüzüldükten sonra ). |
|
Pörsümek
|
Buruşmak. |
|
Puçalama
|
Olaylar karşısında eli-ayağı birbirine
dolaştırma,bocalama. |
|
Pürçek
|
Taranmamış karışmış saç. |
|
 |
 |
|
Rüktem
|
Grip. |
|
 |
 |
|
Sabi
|
Aklı ermeyen çocuk,günahsız. |
|
Sağu
|
Yüksek ses. |
|
Sahtiyen
|
İşlem görmüş keçi derisi. |
|
Saku
|
Ceket. |
|
Salgada
|
Varlığı hesaba katılmamış olan. |
|
Samaruk
|
Suyu çekilmiş, özelliğini yitirmeye yüz tutmuş
olan. |
|
Sanıldak
|
Davetsiz konuk. |
|
Sapsuz
|
Sapı olmayan,
Özelliği olmayan uygunsuz davranan adam. |
|
Saykal
|
Türünün en büyüklerinden. |
|
Sayyağı
|
Tuzlanmış tereyağı. |
|
Sazak
|
Rutubetli soğuk rüzgar. |
|
Siğsenmek |
Hasmına vuracak gibi yapıp korkutma eyleminde
bulunmak. |
|
Seki (
Sekü ) |
Yüksekçe. |
|
Serpenek
|
Şapkanın kasketin siperi. |
|
Sındı
|
Makas. |
|
Sıpara
|
Kitap. |
|
Sırpat
|
Giysilerin aşırı derecede ıslanmış olması. |
|
Siğnemek
|
Büzülerek saklanmak,bir yerlere sığınmak. |
|
Siklet
|
Ağırlık,
Aşırı
kabalık. |
|
Silgi
|
Bir şeyi silecek nesne. |
|
Sirke
|
Ekşitilmiş meyve suyu, Bit yumurtası. |
|
Stil
|
Küçük kova. |
|
Soğla
|
Uzun süre beklemiş. |
|
Soğukluk
|
semizotu, sıcak havanın etkisini azaltacak
soğuk yiyecek. |
|
Soğulmak
|
Suyu çekilmiş olmak. |
|
Sokranmak |
Duyulması zor biçimde söylenen sözler. |
|
Soyka
|
Nesne, Ölünün arkasından çıkarılmış olan
giysiler. |
|
Söğürtmek |
Koşmak seğirtmek. |
|
Sölpük
|
Düzensiz. |
|
Söyke
|
İşin gelişi. |
|
Suğutmak
|
Sessizlik içinde sinirli tavır almak. |
|
Süğsün
|
Ense. |
|
Sühlü
|
Giyim kuşamına özen göstermeyen. |
|
Sümdük
|
Birilerinden gördüğünü dayanamayıp isteyen. |
|
Sümsük
|
Yumrukla birisini karşılama. |
|
Süngüt
|
Kapların kireç tutması. |
|
Sürgüç
|
Yer veya bulaşık bezi. |
|
Süydürmek |
Kendisini sürekli kabul ettirebilmek. |
|
Süyem
|
Baş parmak ile işaret parmağı arasındaki
ayrım. |
|
Şalaka
|
Meyve yerken sularının ele veya ağza
bulaşması. |
|
Şallak
|
Kilotsuz,cinselliği görünen. |
|
Şamama
|
Güzel kokulu kavunumsu bitki. |
|
Şekermeme |
Küçük baş hayvanların kol kısmının 10 cm.
kadar uzunluktaki bölümü. |
|
Şilepe
|
Tatlının ele veya başka şeylere bulaşması
sonucu yapış yapış duruma gelmesi. |
|
Şimşirek
|
Tüysüz. |
|
Şinnemek
|
Yüz bulunca arsızlaşmak. |
|
Şivşit
|
Koşut(paralel) |
|
Şıllık
|
Hafif kadın. |
|
Şıpırdaklı |
Gösterişli bir görünüm içinde olan. |
|
 |
 |
|
Talaka
|
Yaysız araba |
|
Teykül
|
Nişanlı |
|
Tıkır
|
Tahtadan yapılmış su kabı |
|
Tırlandırmak |
Bir
cismi çok uzağa fırlatmak. |
|
Tiyin
|
Sincap |
|
Tök
|
Hindi |
|
Törlemek
|
İshal olmak |
|
Töt
|
Topaç |
|
Tohtamak
|
Siniri geçmek,yatışmak |
|
Tumayı
|
Rastgele |
|
Tuşma
|
Parmakları birleştirerek elin sırtı ile
dürtüklemek |
|
Tüğdürmek |
Uzağa fırlatmak ( Yere Değdirmeden ) |
|
Tüğelemek |
Yerden sürükleyerek uzağa atmak. |
|
 |
 |
|
Uğra
|
Hamurun açılması aşamasında kullanılan un. |
|
Uğunmak
|
Fazlaca acıdan dolayı olduğu yerde kalıp
sızlanmak. |
|
Utlu
|
Utanmasını bilen, arsızlık yapmayan kişi. |
|
Ümüdünya
|
Evren |
|
Ülefe
|
Herkese dağıtılan bolca, bahşiş,padişahlara
özgü ikram. |
|
Ümük
|
Vücudun boğaz kısmı. |
|
 |
 |
|
Vanılamak |
Bilinsiz olarak kafa şişirmek, anlamsız sesler
çıkarmak. |
|
Vittirdek |
Çok hareketli, yerinde duramayan. |
|
 |
 |
|
Yanuç
|
Bir çeşit gözleme. |
|
Yarsimek
|
Gözü kalmak |
|
Yaslağaç
|
Yufka açılan tahta, ekmek tahtası. |
|
Yaşartı
|
Her türlü yaş meyve. |
|
Yığrık
|
Utanma |
|
Yılık
|
Şehla gözlü. |
|
Yırtık
|
Utanma bimeyen |
|
Yırçaruk
|
Yüze gelen. |
|
Yiğin
|
Meyvesi bol ağaç, Ayağına çabuk, hızlı giden |
|
Yil
|
Rüzgar |
|
Yillempe
|
Karşıya fırlatıp atma. |
|
Yiygü
|
Yenecek şeyler. |
|
Yoka
|
Sığ, Yufka ekmeği |
|
Yunmak
|
Yıkanmak. |
|
Yüğrük
|
Hızlı, çabuk. |
|
Yüklük
|
Yatak dolabı. |
|
 |
 |
|
Zabın
|
Gelişmemiş, zorda kalmış. |
|
Zavrak
|
Salatalık |
|
Zavzu
|
Sebze ekilmiş yer. |
|
Zere
|
Belli amaca dayanarak yapılmış hareket. |
|
Zelze
|
Kapının kilidinin takıldığı yer. |
|
Zevzek
|
Geveze, gevşek ağızlı. |
|
Zılgıt
|
Azarlanıp aşağılanan. |
|
Zımzık
|
Yumruk |
|
Zingirdemek |
Titreşim yaparak ses çıkarmak. |