| |
KOYUNBABA
KÖPRÜSÜ Kızılırmak nehrini aşan köprü,konumu şehircilik
yönünden,bilinçli bir “bağlama” görünüşü
yansıtmaktadır.Yerleşmenin yoğun olduğu Kalenin dibinden
karşı mahallelere uzanan yapı,kale-köprü-karşı mahalleler
bağlantısı ile,kenti bütünleyen kuruluştadır. Gerçekten
de,kalenin önemini yitirmesinden sonra, Osmancık kasabası
Kale eteklerine yayılmış,bu arada karşı tarafta da
mahalleler gelişmiştir. Gemici mahallesi de bunlardan
biridir. Bu mahalle bize, Kızılırmak üzerinde köprü
kurulmadan önce, geçit sağlamakla görevli olarak,
“Derbentçiler” gibi, burada da bir “Gemiciler” örgütünü
varlığını işaret etmektedir. Yine işçiler için yaptığı
söylenen “Gemici Camisi”nin de bu tezi doğruladığını
belirtebiliriz. Böylece Osmancığın Osmanlı yol örgütünde
büyük rolü olan bir düğüm noktası olduğunu söyleyebilmemiz,
bir kez daha güçlenmiş olmaktadır . Köprünün yazıtına göre
899 H.-(1485 M.) yılında yapıldığı anlaşılmaktadır . İki
yana eğilimli köprüler grubuna oturduğumuz yapıda,düzgün
kesme taş, ana malzeme olmaktadır. Koyunbaba köprüsü 250 m.
uzunluğundaki kuruluşu ile, biri kale dibinde kayalık ve
biraz yeksek, öteki düz ve sahili bağlar . 15 gözlü,en büyük
gözün büyüklüğü 25m. genişliği ise 16.40m.dir. Ne var ki
sahilleri tanımlarken belirttiğimiz gibi,birbirine yakın
seviyedeki iki sahil arasındaki bağlantıyı sağladığı için,en
büyük göz üzerindeki kırılma, iki yana doğru hafif bir
eğilimle devam eder. Böylece köprü, iki yana eğilimli
köprülerin bir çeşitlemesini vermektedir. Profilli bir
kornişle belirlenen yüksek korkuluğun altındaki bütün
gözler, hafif sivri kemerli açıklıklardan oluşmuştur.
Taşıyıcı kemer üstünde biraz öne çıkan ‘takviye kemeri’ ve
tempan duvarı ile kademenlenerek yükselen profilli kuruluş,
köprüyü hareketlendiren öğeler olmaktadır. Göz açıklıkları
kale tarafından başlayarak şöyle sıralanır;
9.20-11.10-12.00-12.80-14.35-15.00-15.60-16.40-15.60-15.00-14.35-12.80-12.00-11.10-9.20
m. Ayak kalınlıkları ise 3.40 m. ile 4.15 m. arasında
değişmekte, ortaya doğru ayaklar kalınlaşmaktadır. Menbada
üçgen prizmal burunlar yer alırken,mansapda alışılmış
biçimde topuk yapılaşmış, köşeli dikdörtgen prizmal
çıkmalarla ayaklar temele düz olarak inmiştir. Göz
açıklıklarının gösterdiği gibi,iki yana hafif bir eğilimle
bağlanan köprü,simetrik bir düzenleme göstermektedir.
Zamanında köprü debuşesinin, tüm taşkınlıkları geçirebilecek
biçimde geniş tutulduğu izlenmektedir.
Ne var ki, önceleri suyun ana gözü
ortalayarak akışı, zamanla değişmiş, eski yatağa bırakan
su,kale tarafından, güneyde yeni bir yatağa kaymıştır.
Böylece günümüzde, ana göz bile bir kuruda kalmış, kale
taraf küçük gözler, suyun geçmesini yüklenmiştir. Gemici köy
mahallesi tarafında, köprü yapısının suyla ilişkisinin
kalmayışı, evleri ve bahçeleri ile buradaki yerleşimin Irmak
yatağına doğru yaklaşmasına yol açmıştır. Hele yakın
zamanlarda, mansap tarafta, köprüye neredeyse dayanmış bir
durumda yapılan bir hamam ve hamama ait döküntüler yapıya
zarar vermeye başlamışlardır. Kaldı ki, türk köprü
mimarlığının çok önemli yapılarından olan Koyunbaba Köprüsü,
tüm tarihsel yapılar gibi, çevresiyle bir bütündür,
çevresiyle korunması ve yaşatılması gerekmektedir. Köprünün
kuzey tarafında suyun güçlü akışı, (güney-kuzey
doğrultusundan gelerek batıya yönelmektedir.) uzun yıllar
buradaki değirmenlerin çalışmasını sağlamıştır. Bozoklu
Osman Şakir Efendi’de “Osmancık Kalesi”ni gösteren resim
değirmenleri de vermesi bakımından ilginçtir. Evliya
Çelebi’de değirmenlerle ilgili şu açıklamayı bulmaktayız;
“..Irmak kenarında bir küçük Hamamı vardır. Suyu dolap ile
Kızılırmak'tan çekilir. Su, günümüzde önemini yitirmiş olan
değirmenlere gelmeden önce,köprünün ilk gözüne yakın olarak
yapılmış caminin altından geçmektedir. Cami,nehre doğru
çıkma yaparak uzanmaktadır. Köprü yolunun 7.5 m. olduğu
yapıda,korkuluk 1.10 m. yüksekliğinde ve 0.45 m.
kalınlığındadır. Tempan duvarlarında bir kornişle
belirmektedir. Günümüz taşıtlarının rahatlıkla geçtiği
köprü,sağlam yapısıyla ulaşımın güvence içinde yürümesini
sağlayabilmektedir. Köprüde herhangi bir bezeme görülmez.
Köprü yapısının ilginç özelliklerinden biri de,yazıtının
kalenin dibine, köprüden ayrı olarak yerleştirilmiş
olmasıdır. Ancak kanımızca bu düzenlemede, başta da
değindiğimiz gibi, bilinçli bir şehircilik anlayışı egemen
olsa gerektir.
Yani kentin ayrılmaz bir öğesi olan köprünün, kaleyle
bütünleşip bağlanması,yazıtın konumuyla da pekiştirilmiş
olmaktadır. Kalenin dibinde yer alan dikdörtgen prizmal
yazıtlıkta, profilli kuşaklar ortasındaki sivri kemerli
nişin üst kısmındaki beş satırlık neshi yazıt, köprünün 889
H. (1489 M.) yılında yapıldığı bildirilir. Yazıt şöyledir: “
‘Yardımından dolayı Allah'a hamd ve doğru yolun kılavuzu
Muhammed ve onun yüce ailesine ve halkı doğru yola sevk eden
ashabına salat olsun...’Dünya,ibret sahiplerinin nazarında
hayr ve geçit köprüsüdür. Yaratıklar için devamlı hayat ve
sevinç de imkansızdır. Ne mutlu o, başlangıç ve sonu düşünen
kimseye ki, ahret yolculuğuna devr için zahire (sevap)
edine. “ Sürüp giden sadaka” ise ne güzel zahiredir. –Sadır
olan bu yüce emir bütün memleket ve ülkelerde daima nafiz
olur.- Ulu, adil,bilgin Sultan ve yiğit yüce Hakan,
milletlerin idaresini elinde tutan, Arap ve Ecem
Sultanların, Gazi ve Mücahitlerin efendisi, kafir ve
müşrikleri kahreden, karalar Sultan ve denizler Hakanı,
lütufkar Allahın teyidi ile desteklenen Sultan Abu’l-Feth
Bayazid b.Mehmet Han-Allah onun saltanatını gece ve
gündüzler birbirini takip eyledikçe devam ettirsin kıyamet
gününde bir sevaba ermek,üzerinden geçenlere ibret olmak
umum tarafından faydalanmak... amacı ile sürekli hayr olan
bu değerli köprünün sağlam olarak yapılmasını emreyledi.
Köprünün kurulması: ‘Celulin hayruha = H. 889 Şa’ban
ayındadır’.” Köprünün yapımı ve Koyunbaba adı üzerine
söylentilere gelince: Kentin başında gelen tarihsel
yapılardan olan Koyunbaba Köprüsü’ne bu adın nereden geldiği
araştırıldığında, köprüyle ilgili pek çok efsaneyle,
söylentiyle karşılaşır. Halk arasında günümüzde de yaşayan
bu söylentilerden ilginç bulduğumuz birkaçına değineceğiz.
Bilindiği üzere, Koyunbaba, Fatih Sultan Mehmet ve II.Beyazid
devrinde yaşamış bir evliyadır. Bir deyişe göre, II.Beyazid
Amasya’da Şehzade iken, babası Fatih Sultan Mehmet’in ölüm
döşeğinde olduğunu öğrenir. Bunun üzerine Osmancık yolu ile
İstanbul’a giderken, Kızılırmak’tan nasıl geçeceğini
bilemez. Koyunbaba adlı bir Evliya, Padişah olunca burada
bir köprü yaptırması koşulu ile, Beyazid’in geçtiği sala
öncülük ederek, emin bir şekilde geçmesini sağlar. Padişah
olduktan sonra, Koyunbaba’yı iki kez düşünde köprü
yaptıracağını anımsatırken gören Beyazid, gerekli para ve
ustaları Osmancığa götürerek, köprüyü yaptırır. Köprünün
bundan böyle Koyunbaba adıyla anıldığı söylenir. Ancak
Koyunbaba’nın ölümünün (873 H.) Fatih’in ölümünden önce
olduğu düşünülürse, bazı olayların birbiri içine girdiği,
fakat köprünün yapımında Koyunbaba’nın rolünün büyük olduğu
sonucuna varılabilir. Köprü için gerekli taşıtların, hem son
derece titiz bir tutumla çevre dağlardan sağlandığı hem de
çok büyük ustalıkla yerleştirildiğine ilişkin bir söylenti
de, bu işleri Taşçı Baba adlı bir kişinin yürüttüğü
üzeredir. Beş yıl süren köprü yapımında 800 işçinin
çalıştığı (Müslüman ve Müslüman olmayanlar birlikte
çalışmışlardır) söylenir. Taşların çıkarılarak yontulduğu bu
yere, bugün de “Taş kesen” adı verilir. Taşçı Baba’nın
mezarı da buradadır. Buradan Koyunbaba Köprüsü ve Osmancık
kenti tümüyle görünmektedir. Köprü için gerekli onarımlarda,
Taşkesen’den aynı yerden alınan taşlar kullanılmakta,
böylece de özgün yapı olabildiğince korunmaya
çalışılmaktadır. Hacı Bektaş ile çağdaş olduğu kabul edilen
Koyun Baba’ya “ Koyun Baba” denilişine gelince; söylentiye
göre, “...ağzını açıp konuşmadığı ve günde yalnız beş defa,
o da namaz zamanları, koyun gibi melediği için kendisine bu
lakap verilmiştir”.
Başka bir kaynakta da Osmancık ve Koyun Baba ile
ilgili olarak bazı bilgiler bulmaktayız: “...1402 yılına
doğru Anadolu’ya geldiği rivayet edilen Otman Baba’nın
hikayelerini bildiren ve dervişlerden Küçük Abdal tarafından
yazılan Otman Baba Velayet-namesi’nde Koyun Baba’nın adı
geçmektedir.
|
|